McLaren Dönemi; Aytron Senna ve Alain Prost Arasındaki Rekabet

233 views

McLaren Dönemi; Aytron Senna ve Alain Prost Arasındaki Rekabet

Bölüm 2

“Yarışlar, rakiplerle mücadele benim kanımdadır; benim bir parçamdır. eğer bir gün, hayatıma mal olacak bir kaza geçirirsem, tek isteğim her şeyin hemen, bir anda olup bitmesidir. tekerlekli sandelyeye mahkum kalmak istemem ya da hastane köşelerinde yıllarca sürünmek de istemem. yaşayacaksam her şeyimle, bir bütün olarak yaşamalıyım. yarım olarak yaşamak beni mahveder…” Aytron Senna

Herhangi bir pilotla kıyaslanamayacak kadar gerçek ve sıradışı bir kişilik Aytron Senna. Yarış tekniği ve cesaretiyle her zaman bir şekilde kazanmanın yolunu bulan bir isimdi. Kimileri için Senna öldükten sonra pistler artık çok sıkıcı ve yavanlaşma sebebi. Aytron yağmurlu yarışlarda olağanüstüydü. Şartlar kötüleştiğinde ve pist zemini ıslak olduğunda başka bir seviyeye geçerdi, onu durdurmak kesinlikle imkansız gibi bir şeydi. Özellikle yağmurlu hava koşullarında pervasız cüretiyle tüm riskleri sırtlanarak pistlerin en hızlı giden pilotu olması sebebiyle çok sonraları Yağmur Adam (Rain Man)lakabı takılmıştı.  Yarışın olacağı gün eğer yağmur yağıyorsa yarış başlamadan kazanmış sayılırdı Senna.

Formula 1 kariyerinin ilk birinciliği Lotus takımı adına yarışırken 21 Nisan 1985 yılında Portekiz Grand Prix’inde aldı. Portekiz GP’si inanılmazdı, bir pilot hariç hepsine tur bindirmişti. O gün Senna “Harika, çok mutluyum, mutluyum çünkü Formula 1’deki ikinci yılımda ilk hedefim olan yarış kazanmayı başardım, çok mutluyum. Çok başka bir duygu ve bağımlılık yapan cinsten, çok güçlü bir duygu, bunu bir kez yaşadığınızda başka galibiyetlerin peşinden koşuyorsunuz”

Aytron’un stilini anlatan tek bir kelime vardı. O da “hızlı” aracın limitlerini ve tasarım kapasitesini zorlayarak çok daha üstüne çıkarırdı. Frene geç basardı, virajları uçarcasına geçerdi ve araç hep limitinin üstündeydi. Sanki aracını piste tutabilmek için sürekli pistte dans ederdi. Aytron’da hızın yanında aslında gördüğümüz zekaydı. O dönemin uzmanları bu çocuk çok yetenekli diye düşünmüşlerdi.

Ve gelgelelim 80’li yılların ortasında mağlup edilmesi gereken takım kesinlikle McLaren idi. Ron Dennis o dönem takımın patronuydu. Alain Prost’da kesinlikle en iyi pilottu. O dönem Prost’a profesör denilirdi. Çünkü düzenli olarak puan almak için en ince ayrıntısına kadar herşeyi hesaplardı. Örneğin beşinci bitirmesi gereken bir yarışı varsa o puanları almak için beşincilik mücadelesi verirdi. Üçüncülüğe, ikinciliğe veya birinciliğe kesinlikle yarışmazdı. Ve sporun politikalarından da kesinlikle iyi anlayıp yorumlayabilirdi. Bu oyunu rakiplerinden daha akıllı oynardı. Birgün bir tv programında Alain Prost’a Formula 1’in profesörü olarak anılmanın sebebini sorarlar “ Aslında çok gerçekçiyimdir, ne zaman rekabetçi olduğumu ne zaman olmadığımı iyi anlar ve ona göre davranırım.”

Senna’nin McLaren takımına geçişi duyurulduğunda Senna “ Kariyer ve kişilik açısından bakacak olursam bu benim için büyük bir fırsat ve Alen ile çalışacağım için oldukça mutluyum” Senna’nın McLaren takımındaki ilk yılı Aytron için kesinlikle çok önemliydi ve çok stresliydi, omuzlarında çok büyük bir yük varmış gibi hissediyordu. Bunun nedeni ise takım birinci pilotun kim olduğuna karar verme aşamasındaydı. Ve bu kesinlikle Senna için kesinlikle stresli bir durum oluşturuyordu.

Alain Prost takım arkadaşı Senna için “Aytron kariyerinde ilk kez şampiyonluk kazanabileceği takımda ve bu fırsatı kaçırmak istemeyecektir. Bu gayet normal bence ve çok zorlayacaktır böyle tahmin ediyorum.” Prost takım arkadaşı için gülerek “ ben daha fazla baskı altındayım, beni zorlayacaksın” gülümsüyorlardı, ancak aynı zamanda vücut dillerinden nerede olduklarını anladıklarını ve olacakları tahmin ettiklerini kesinlikle anlayabiliyordunuz. Alain Prost kesinlikle McLaren’i evi olarak görüyordu. Ve günün birinde genç bir yetenek gelip bu pozisyonunu tehdit ediyordu. İkiside kesinlikle çok zeki ve harika pilotlardı. Birbirlerini yenmek, diğer rakiplerini yenmekten çok daha zordu. Aralarında büyük bir rekabet vardı. Ve bu rekabet sürekli bir şekilde devam etti.

Tarihi 14 Mayıs 1988 Monte Carlo GP’sini döndürecek olursak, Senna o ana dair duygularını şöyle ifade eder “O gün aracı bilinçli olarak sürmediğimin farkında vardım, sanki farklı bir boyuttaydım, his bir tünel gibiydi ve ben de içinde ilerliyordum. Ve tamamen bilinçsiz olarak sürdüğümün farkına vardım, kendimi toparlamak için çok mücadele ettim.” Aytron o gün çok saniye farkla takım arkadaşı Alain Prost’un önündeydi, galibiyet avucunun içindeydi yalnızca bir kaç tur kalmıştı, takım telsizden Senna’ya çağrı yapar ve aradaki farkın çok fazla olduğunu söyleyip yavaşlamasını isterler. Ve Aytron Monte Carlo GP’sini lider götürürken bariyerlere çarparak yarış dışı kalıyor. Takım Arkadaşı Alain Prost “ Amacı beni yenmek değildi, küçük düşürmekti. İnsanlara daha güçlü, daha iyi olduğunu göstermek istiyordu ve zayıf noktasıda buydu.”

Senna yarış sonrası kendine inanılmaz derecede kızgındı ve bu durumu hiç kabullenemedi. O gün dairesine yürüyerek geri döndü ve ancak yarış bitiminden 2-3 saat sonra ortaya çıkmaya başarabilmişti. Senna o anı şöyle anlatır “ O haftasonu mükemmeliğe çok yaklaşmıştım ve rehavete kapıldım, hataya mahal verdim ve dersimi aldım. O günden beri geri dönmem vakit aldı çünkü kendime olan güvenimi kaybetmiştim. Sonra agresif bir şekilde geri döndü, o kazadan sonra çok daha güçlü oldum. Bir şekilde Tanrı’ya yaklaştım ve bu benim için bir insan olarak çok önemliydi.”

Senna’nın çok şanslı bir çocukluk yaşadığına dair kesinlikle bir şüphe yok. Ailesinin maddi durumu gayet iyiydi ve oğullarının yarışçı olmak istediğinin farkına vardıklarında carting’de kendisine gereken desteği sağlamakta kesinlikle zorlanmadılar. Ama Senna’nın Formula 1’e para sayesinde geldiğini düşünmek kesinlikle yanıltıcı olur. Kendisininde farkına vardığı üzere Formula 1’de kalıcı olmak için kesinlikle yetenekle beraber mücadele etmesi gerektiğini gayet iyi biliyordu.

           

HENÜZ YORUM YOK