Dünya Şampiyonluğu Dönemi; Senna “Tanrı’yı Gördüm”, Brezilya GP 1988

184 views

Bölüm 3

“Yarışlar, rakiplerle mücadele benim kanımdadır; benim bir parçamdır. eğer bir gün, hayatıma mal olacak bir kaza geçirirsem, tek isteğim her şeyin hemen, bir anda olup bitmesidir. tekerlekli sandelyeye mahkum kalmak istemem ya da hastane köşelerinde yıllarca sürünmek de istemem. yaşayacaksam her şeyimle, bir bütün olarak yaşamalıyım. yarım olarak yaşamak beni mahveder…” Aytron Senna

Monaco, 1988 sezonunun dönüm noktasıydı. Aytron Senna inanılmaz bir seriyle sonraki sekiz yarışın altısına kazanarak tarihte efsane olarak çoktan yerini almış olacaktı. Ve çok az bir  farkla şampiyonada Prost’un önüne geçti. Yarış sonrası gazeteciler Alan Proust’a Senna ile aranız nasıl diye sorarlar “İyi, artık çok eğleniyoruz, mücadele ediyoruz. Galiba pist dışında da mücadele ediyoruz.“

Sezonun 15. Yarışı olan Brezilya Grand Prix’inde herkes Ayrton Senna’nın ilk şampiyonluğunu kazanmasını ve çocukluk hayalini gerçekleştirmesini bekliyor. Aytron yarışa Pol pozisyonunda başladığı halde bu yarışta oldukça gergindi. Bu yarışı kazanırsa mutlak şampiyon olacaktı ve üzerindeki baskı inanılmaz bir boyuta ulaşmıştı. Yarışa start verildiği andan itibaren tarihsiz bir şekilde Senna kalkamadı, Senna grid’te kaldı! Aytron Senna geride kalarak takım arkadaşı Alan Prost liderliğe yükseldi. O an da Senna için  şampiyonluk buraya kadarmış, bitti diye düşünürken Senna’nın en sevdiği şey, yağmur yağmaya başladı. Ve Senna birden sekizincilikten dördüncülüğe yükseldi. Senna aşırı derecede hızlanarak liderlik için atak yapmaya başlıyor. Ve Aytron Senna takım arkadaşı Prost’u geçerek arayı açar. Ve bitiş bayrağı kalktığında Aytron Senna çoktan liderliğe yükselmişti. Senna o gün için “ Son turda inanılmaz mutluydum, Tanrı’ya şükrettim, inanılmazdı, onca talihsizliğe ve baskıya rağmen şampiyonluğu kazanacaktım. Tanrı’nın varlığını o zaman hissetim. Tanrı’yı gördüm. Benim için çok özel bir andı. Kelimelerle anlatamam, o anı hep hatırlarım.” Aytron Senna son virajı döner ve bitiş çizgisine yaklaşır! Brezilyalı Aytron Senna 1988 Dünya Şampiyonu. İnanılmaz bir yarıştı, 16.lıktan kazandı.  Gazeteciler Aytron Dünya Şampiyonu gibi hissediyor musun diye sorduklarında  “Çok huzurluyum, sanki sırtımdan ve zihnimden büyük bir yük kalktı. Dünya Şampiyonluğunun ne demek olduğunu anlamak zor. Bir yarışın son turunu bırakın, herhangi bir durumda Tanrı’yı gördüğünü söyleyen birine ne dersiniz? “

 Senna şampiyonluğu kazanmasına birkaç metre kala Tanrı’yı gördüğünü söylüyordu. Çoğu insan bu duruma kuşkuyla yaklaşır. Bence çoğu da haklı. Ama ne olursa olsun Senna Tanrı’yı gördüğüne oldukça emindi. Senna Tanrı’nın nasıl olduğunu ya da ona nasıl göründüğünü hiçbir zaman söylemedi. Ama bunu söylemek elbette onun hakkı. Aptal gibi görünme riski olmasa da kuşkuyla yaklaşılma riskiyle karşı karşıya olduğunu biliyordu.“Aynı takımda olduğunuzda, aynı işi yaptığınızda ve diğer pilotlarla, takım arkadaşınızla bazı riskler aldığınızda böyle şeyler sizi pek rahatlatmaz. Çünkü burada mesele sadece Tanrı’ya inanmak değil bunu bir güç olarak görüp kullanmak bence doğru olandır.”

1988’de Dünya Şampiyonluğunu kazanmasından sonra Senna kendisinin değiştiğinin farkına varmıştı. Aslında kendisini bularak kim olduğunu keşfetmişti, şampiyonluk zaferi ile sonuçlanan bir süreçti bu. Kesinlikle Senna için oldukça önemli bir süreçte diyebiliriz. 1989 yarış sezonunda  takım içindeki uyum geçen yıla oranla daha azalır. Prost ve Senna’da farklı şekillerde ortaya çıkan durumlarda agresif hareketler göstermeye başlamışlardı. Özellikle birbirleriyle yarışırken. O zamanlarda takım içinde huzursuzluk tam da o dönemlerde başlamıştı. Mühendisler verileri paylaşmamaya başlar ve o dönem takım içinde pilotlar kim kimden hangi bilgileri alıyor diye gözetlemeye başlamıştı. Aytron’un dürüstlüğü fazlasıyla severdi ama takım arkadaşı Alan Prost için aynı şeyi kesinllikle söyleyemeyiz. Buradan şunu anlıyoruz ki, bu da sporun politikalarının başka bir yüzüydü.  Yarışlarda bir Senna, Prost, bir Prost bir Senna olarak sıralama değişiyordu. Ama aralarında büyük  bir mücadele ve rekabet vardı. Alan Prost’un söylediğine göre takım arkadaşı Senna ona adil davranmadığını ve aralarındaki anlaşmazlığın sezonun gidişatını etkileyebileceğini söylüyordu. Yarışlar ilerledikçe ikili arasındaki rekabet daha fazla artarak daha görünür hale geldi.  Aytron Senna, Prost için “Fransız çok zordu, savaş istiyordu“ demişti. Bir zaman sonra birbirleriyle hiçbir şekilde konuşmamaya başlamışlardı.

O dönem Fransız FIA Başkanı  Jean-Marie Balestre oldukça tartışmalı ve despot hareketleri dikkat çeken bir başkandı. Yakın arkadaşı oldukları için o dönem Alan Prost’u destekliyordu. Prost ve Senna’nın Suzuka’daki ünlü kazası sırasında Senna’yı yarıştan ihraç eden adam elbette Balestre idi. Senna, Japonya Grand Prix’i kazanmak mecburiyetindeydi, ki puan yarışını son yarışa taşıması gerekiyordu. Prost, Senna yarışı bitiremezse şampiyon olacağını gayet iyi biliyordu. Prost, Senna’nın mücadeleye geri döndüğünü görmüştü ve görür görmez yarış kontrole gitti.  O sırada Senna atak yaparak Nanni’yi geçerek liderliğe yükselir. O gün araba içinde göz yaşlarını tutamayarak ağlar, gerçekten çok duygusal bir sahne, harika bir zafer, böylesi hiç görülmemişti.  Ve podyum serenomisi ertelenir, bekleyiş uzadıkça işe politika bulaştığı endişesi git gide artıyordu. FIA yarış kontrol komiserleri Japonya GP’iyle ilgili karara varmıştı. “Bir numaralı araçta yarışan Aytron Senna, yarıştan ihraç edilmiştir“ yönetmeliğin 56. Maddesini ihlal etmesi gerekçe olarak gösterilerek suçlu bulunmuştu. Yani bütün sorun Senna’nın üzerine yıkılmıştı.

 

 

 

 

 

 

 

HENÜZ YORUM YOK